Erdal EREN'in Mamak Cezaevi hücre önünde fotoğrafının hikayesi

Tanınmış kişiler ile yapılan söyleşiler
alibayir
Site Admin
Mesajlar: 1641
Kayıt: Cum Eki 09, 2015 5:01 am
İletişim:

Erdal EREN'in Mamak Cezaevi hücre önünde fotoğrafının hikayesi

Mesajgönderen alibayir » Cmt Ara 15, 2018 6:33 pm

Emin ÇÖLAŞAN anlatıyor:

"12 Eylül 1980 *darbesi sonrasında bütün basın bir
haberle doluydu:
*“Mamak Askeri Cezaevi'ne tıkılan ve yıllarca birbirlerini öldüren
ülkücü ve devrimci teröristler birbirleriyle barıştı, hiçbir olay
çıkarmadan kardeşçe yaşıyorlar!” *
O sırada Milliyet Gazetesi'ndeyim ve herkes gibi ben de bu işi merak
ediyorum. Kasım ayı ortalarında Genelkurmay Başkanlığı'na postaneden bir
mektup gönderdim:
*“Mahkûmların barıştığını okuyoruz. Mamak Cezaevi'ne girip fotoğraflı
bir röportaj yapmak istiyorum. İzin verilmesini rica ederim.”
*Yanıt verileceğini aklımın köşesinden bile geçirmiyordum ama *olumlu
*yanıt geldi… Ve Aralık 1980'de bizim gazeteden iki foto muhabiri
arkadaşla (biri *Savaş Ay) *Mamak'a girdik. Bol bol fotoğraflar çekildi,
ben iki kesimle de söyleşiler yaptım. Doğal olarak, rahat konuşmaları
mümkün olmuyordu.

★★★

Cezaevi komutanı albay yanımızdaydı… *“Nereye isterseniz oraya
götürürüm” *diyordu. En alt kattaki *özel hücrelere *girmek istedik.
Küçük bir çocuğun, *Erdal Eren'*in orada yattığını biliyorduk.
Bir askeri tabancayla öldürmekle suçlanıyordu ve idama mahkum edilmişti.
Albaya sordum:
*“Hücrede Erdal'la resim çektirebilir miyiz?”
*Kabul etti… Ve hücrenin önüne geldik. Daracık, demir parmaklıklı bir
yer. İçerisi karanlık. Bir tek ampul var, o da (intihar etmesin diye)
hücrenin dışında yanıyor.
Gelirken albaya sormuştum:
*“İdam kararı kesinleşti mi?”
**“*(Evren ve dört kuvvet komutanından oluşan) *Milli Güvenlik Konseyi
kararı onayladı. Sanırım bir iki güne kadar idam edilir.”*

★★★

*Erdal*'la demir parmaklıkların önünde konuşuyoruz. Karşılıklı olarak
ayaktayız. Küçük, temiz yüzlü bir çocuk…
Hayatımda böylesine *sarı *bir beniz görmemiştim. Limon gibi… Fena
oldum… Albaydan izin alıp sigara ikram ettim, içiyormuş. Paketi ona
bıraktım…
Ve tam bu sırada yanımdaki foto muhabiri arkadaş ona korkunç bir soru sordu:
*“Erdal birkaç güne kadar idam edileceksin, ne düşünüyorsun?”
*Orada düşüp bayılabilirdim… Şimdi rahmetli olan foto muhabiri
arkadaşımı dirseğimle ve hızlıca dürttüm:
*“Sen karışma bu işlere. Senin görevin resim çekmek.”
*İnanın, bu abuk soruya *Erdal'*ın yanıt verip vermediğini
anımsamıyorum. Eğer verdiyse ne dediğini duyacak durumda değildim… Zira
böyle insanlık dışı bir olaya ilk kez tanık oluyordum.
*Erdal'*a askeri öldürüp öldürmediğini sorduğumda *“Ben öldürmedim” *dedi.
Albay *“Buyurun gidelim artık” *deyince bu temiz yüzlü çocuğa veda edip
ayrıldık.

★★★

Fotoğraflarla dolu olan Mamak Cezaevi röportajım *Erdal Eren'*in hücre
önündeki fotoğrafı dahil altı gün boyunca Milliyet'te birinci sayfadan
yayınlandı ve Türkiye'de büyük bir gazetecilik olayı yarattı.
*Erdal *birkaç gün sonra idam edildi. Hücrenin önündeki hali kaç gece
rüyalarıma girdi.
İdamından sonra tartışmalar başladı… Aslında *17 *yaşında olduğu,
düzmece raporlarla yaşının *18 *yapıldığı ve o rapor nedeniyle idam
edildiği iddia edildi.
12.12.1980 Erdal Eren.jpg
Erdal EREN hapishanede Hücresinin önünde (12.12.1980)

Erdal EREN 17 yaşında bu fotoğraf çekildikten bir gün sonra 13 Aralık 1980'de idama yürüdü.

Bakışlarında öyle yüksek perdeden bir “kahramanlık” da yok, pişmanlık da, korku da… Ama ağır dozda hüzün var, okuyabilene…

Eren’e biçilen suç “bir eri öldürmek” . Oysa tutanaklar “kurşununun yakından sıkıldığını” gösteriyor. Eren “Evet, ben de o tarafa doğru sıktım ama uzaktan, üstelik er öne doğru düştü. Belli ki arkadan ateş edilmişti” diyor. Tutanaklar da aynı şeyi söylüyor. Ama çare yok… Dönem karanlık, tablo karanlık, Eren’in talihi de…

17 yaşında ama daha önce aileyi ilgilendiren bir arazi davası için yaşı mahkeme kararıyla bir sene büyütülmüş. “Kemik raporu” 17’yi gösterse de kâr etmiyor… Şartlar uygun, “uydurulmuş”… Kalem kırılmış…

Resmi çeken Savaş AY sorar: “Bizimle duygularını paylaşır mısın Erdal?”

“Beni ibreti âlem için asacaklar. Çünkü hiçbir savunmamı ve söylediklerimi dikkate almadılar. Karar verilmiş. Tamam, erin bulunduğu tarafa doğru bir el sıktım ama vurulan er yüzüstü düştü. Mermiyi benden yese arkaya doğru düşmesi gerekirdi. Arkadan vurulmuştu. Hem de iki mermiyle. Arazi davamız vardı; benim yaşımı büyüttüler; ben 17 yaşındayım 18’ime tamamlamadım! Kemik raporum ortada, bunu dikkate almadılar!..."